My little place on the web...
Wednesday, October 15. 2008
Türk şiiri biraz daha sessiz artık...
Şair Fazıl Hüsnü Dağlarca, İstanbul'da bir süredir tedavi gördüğü hastanede kronik böbrek yetmezliği ve kateter enfeksiyon sebebiyle vefat etti.
Toplumculuğunun temelinde insana ve insan hayatına saygı yatan Dağlarca, çok yazan ve üreten bir şair kimliğiyle, bağımsız kalarak hiçbir şairden etkilenmeden, hiçbir akımın etkisinde kalmadan şiirlerini yazmıştı.

"Uzun yaşamışsın derler bana, bilmezler seni uzun beklediğimi..." F.Hüsnü Dağlarca
Toplumculuğunun temelinde insana ve insan hayatına saygı yatan Dağlarca, çok yazan ve üreten bir şair kimliğiyle, bağımsız kalarak hiçbir şairden etkilenmeden, hiçbir akımın etkisinde kalmadan şiirlerini yazmıştı.

"Uzun yaşamışsın derler bana, bilmezler seni uzun beklediğimi..." F.Hüsnü Dağlarca
Monday, October 13. 2008
Yok böyle bir şey..
Kaç gündür, uykusuz gözlerim,
Geceleri uyumak yerine, sana uyuyorum.
Kaç bahardır aşktan mahrum yüreğim..
Kendimi sevmek yerine seni seviyorum...
Çok değil inan senin için.
Başımdan ne rüzgarlar esti
Poyrazlara, karayellere, karayaslara durdum.
Ne sevdalar ömrümü tüketti..
Ne şarkılar, ne masallar, ne yalanlar duydum...
Ben hep buydum böyleydim..
Bir tek sana yetemedim..
Yolunu kaybedip dünyaya düşmüş bir meleksin..
Bana beni sevme diyorsun..
Yok böyle bir şey...
Vazgeçerim sanıyorsan kendini kandırıyorsun..
Vazgeçilir mi senden!
Yok böyle bir şey...
Nasıl olsun, Nasıl olsa geçer diyorsan..
Geçmez bir tanem, vazgeçmez yüreğim.
Sen orada durdukça, pes etmez yüreğim.
Yar...
Yok böyle bir şey...
Başımdan ne rüzgarlar esti
Poyrazlara, karayellere, karayaslara durdum.
Ne sevdalar ömrümü tüketti..
Ne şarkılar, ne masallar, ne yalanlar duydum...
Ben hep buydum böyleydim..
Bir tek sana yetemedim..
Yolunu kaybedip dünyaya düşmüş bir meleksin..
Bana beni sevme diyorsun..
Yok böyle bir şey...
Vazgeçerim sanıyorsan kendini kandırıyorsun..
Vazgeçilir mi senden!
Yok böyle bir şey...
Nasıl olsun, Nasıl olsa geçer diyorsan..
Geçmez bir tanem, vazgeçmez yüreğim.
Sen orada durdukça, pes etmez yüreğim.
Yar...
Yok böyle bir şey...
Özer Atik
Geceleri uyumak yerine, sana uyuyorum.
Kaç bahardır aşktan mahrum yüreğim..
Kendimi sevmek yerine seni seviyorum...
Çok değil inan senin için.
Başımdan ne rüzgarlar esti
Poyrazlara, karayellere, karayaslara durdum.
Ne sevdalar ömrümü tüketti..
Ne şarkılar, ne masallar, ne yalanlar duydum...
Ben hep buydum böyleydim..
Bir tek sana yetemedim..
Yolunu kaybedip dünyaya düşmüş bir meleksin..
Bana beni sevme diyorsun..
Yok böyle bir şey...
Vazgeçerim sanıyorsan kendini kandırıyorsun..
Vazgeçilir mi senden!
Yok böyle bir şey...
Nasıl olsun, Nasıl olsa geçer diyorsan..
Geçmez bir tanem, vazgeçmez yüreğim.
Sen orada durdukça, pes etmez yüreğim.
Yar...
Yok böyle bir şey...
Başımdan ne rüzgarlar esti
Poyrazlara, karayellere, karayaslara durdum.
Ne sevdalar ömrümü tüketti..
Ne şarkılar, ne masallar, ne yalanlar duydum...
Ben hep buydum böyleydim..
Bir tek sana yetemedim..
Yolunu kaybedip dünyaya düşmüş bir meleksin..
Bana beni sevme diyorsun..
Yok böyle bir şey...
Vazgeçerim sanıyorsan kendini kandırıyorsun..
Vazgeçilir mi senden!
Yok böyle bir şey...
Nasıl olsun, Nasıl olsa geçer diyorsan..
Geçmez bir tanem, vazgeçmez yüreğim.
Sen orada durdukça, pes etmez yüreğim.
Yar...
Yok böyle bir şey...
Özer Atik
Thursday, October 9. 2008
Yazık..
17 şehit verdiğimiz hain Aktütün saldırısının ertesinde Antalya'da golf oynayan Hava Kuvvetleri Komutanı Org. Aydoğan Babaoğlu, kendisini eleştirenle ateş püskürmüş:
- Eleştiride bulunanları mutlu etmek için o gün Aktütün'e ben mi gitseydim?
Sen gitseydin ya Paşam, ama eleştirileri örtbas etmeye değil... Kalanlara moral vermeye gitseydin Paşam, onlara değer verdiğini göstermeye gitseydin! Hasan Kundakçı gibi, Doğan Güreş gibi, Osman Pamukoğlu gibi, Başbuğ gibi göğsümüzü kabartmaya gitseydin. O dağların ayazında, bir yandan şehit arkadaşlarının acısını yaşayan, bir yandan da yeni çatışmalara hazırlık yapan kahraman askerlerimizin yanında bulunsaydın. Sen de o gün "Orgeneral" değil de onlar gibi kahraman bir "Asker" olsaydın...
Ne çıkardı Paşam?
Forsun mu bozulurdu? Yoksa turnuvadan diskalifiye mi olurdun?
Haberim yoktu diyorsun, sen Antalya sıcağında golf oynayıp terlerken o çocuklar vatan için can verdiler Paşam!! Analarının yüreği Antalya sıcağından yanmadı Paşam; evlat acısından yandı, evlat..
Bundan sonra ne yapsan fayda etmeyecek paşam, sen en iyisi git.. Üniformanı bırak ve git; bir daha dönmemek üzere...
Giderken de, o karakol daha önce beş kez basıldığı halde, ödenek yok diye gerekli tedbirleri alamadığını açıklayanları da götür..
- Eleştiride bulunanları mutlu etmek için o gün Aktütün'e ben mi gitseydim?
Sen gitseydin ya Paşam, ama eleştirileri örtbas etmeye değil... Kalanlara moral vermeye gitseydin Paşam, onlara değer verdiğini göstermeye gitseydin! Hasan Kundakçı gibi, Doğan Güreş gibi, Osman Pamukoğlu gibi, Başbuğ gibi göğsümüzü kabartmaya gitseydin. O dağların ayazında, bir yandan şehit arkadaşlarının acısını yaşayan, bir yandan da yeni çatışmalara hazırlık yapan kahraman askerlerimizin yanında bulunsaydın. Sen de o gün "Orgeneral" değil de onlar gibi kahraman bir "Asker" olsaydın...
Ne çıkardı Paşam?
Forsun mu bozulurdu? Yoksa turnuvadan diskalifiye mi olurdun?
Haberim yoktu diyorsun, sen Antalya sıcağında golf oynayıp terlerken o çocuklar vatan için can verdiler Paşam!! Analarının yüreği Antalya sıcağından yanmadı Paşam; evlat acısından yandı, evlat..
Bundan sonra ne yapsan fayda etmeyecek paşam, sen en iyisi git.. Üniformanı bırak ve git; bir daha dönmemek üzere...
Giderken de, o karakol daha önce beş kez basıldığı halde, ödenek yok diye gerekli tedbirleri alamadığını açıklayanları da götür..
Tuesday, September 30. 2008
Bugün Bayram
Ramazan Bayramı'nın ilk günü... Fakat bugün yıllardır yaptığımdan farklı bir şey yapacağım. Bayram namazı ertesinde babamla birlikte vefat eden aile büyüklerini ziyaret için kabristana değil de, işe gideceğim. İnsanın sevdiklerinden ayrı bir bayram geçirmesi gerçekten kötü. Sanırım bu duruma alışmam gerekiyor, bundan sonraki hayatımın büyük bölümünde özel günlerimi sevdiklerimin yanında geçiremeyeceğim. Ne yapalım, elbet bunun da mükafatını zamanı geldiğinde alacağız...
Bugün bayram! Anne ve babanızın elini öpmeyi unutmayın... Hala elini öpebileceğiniz bir anneniz ve babanız varken, uzaktaysanız bile atlayın gidin, gidemiyorsanız bile mutlaka gönüllerini alın, yürekleri yufkadır...
Bayramınız kutlu olsun!
Bugün bayram! Anne ve babanızın elini öpmeyi unutmayın... Hala elini öpebileceğiniz bir anneniz ve babanız varken, uzaktaysanız bile atlayın gidin, gidemiyorsanız bile mutlaka gönüllerini alın, yürekleri yufkadır...
Bayramınız kutlu olsun!
Monday, August 25. 2008
Tezgah
Gürcistan, NATO üyesi değil.. Dolayısıyla Rusya ile savaşında NATO'dan destek alamadı. Bunun olacağını bile bile Saakaşvili neden Rusya'ya karşı Güney Osetya'ya saldırdı acaba?
Muhtemelen, bu durum NATO'ya üye olmak isteyen Gürcistan'ın önünü açmıştır. Hatta şu anda bir çok NATO üyesi (en başta big boss) bunun acil bir gereklilik olduğunu düşünmektedirler... Acaba Gürcistan'ın Güney Osetya'ya asker çıkarması, Gürcistan'ı NATO üyesi yapma hedefinin bir hamlesi mi?
Eğer Gürcistan NATO üyesi olsa idi, muhtemelen Rusya'nın bu kadar sert tepkisine maruz kalmayacaktı. ABD savaş gemileri çoktan Batum'a dayanmış, namlularını Ruslara çevirmiş, biz de üçüncü bir dünya savaşının merkezinde kalmış olurduk.
Karadeniz artık bir "iç deniz" olmaktan çıkıp güçlü devletlerin gözünü diktiği bir "enerji denizi" haline geldiğinden en başta ABD ve Rusya bu denizi boş bırakmak istemeyecek.
Dolayısıyla bu stratejik bölgeye erişim için Montrö’nün "delinme süreci" için başlatılmıştır. ABD, NATO bağlantısıyla boğazlarda yeni bir düzenleme isteyebilir. Montrö Sözleşmesi 1936'da imzalandı, NATO 1949 yılında kuruldu. Ayrıca ABD'nin de Montrö Sözleşmesinin altında imzası yok.
Evet, yine bir tezgah !
1 gün sonra gelen edit: Rusya; Güney Osetya ve Abhazya'yı bağımsız devlet olarak tanıdı. BM ve ABD buna sert tepki gösterdi. Karadeniz'de sular iyiden iyiye ısınıyor..
Muhtemelen, bu durum NATO'ya üye olmak isteyen Gürcistan'ın önünü açmıştır. Hatta şu anda bir çok NATO üyesi (en başta big boss) bunun acil bir gereklilik olduğunu düşünmektedirler... Acaba Gürcistan'ın Güney Osetya'ya asker çıkarması, Gürcistan'ı NATO üyesi yapma hedefinin bir hamlesi mi?
Eğer Gürcistan NATO üyesi olsa idi, muhtemelen Rusya'nın bu kadar sert tepkisine maruz kalmayacaktı. ABD savaş gemileri çoktan Batum'a dayanmış, namlularını Ruslara çevirmiş, biz de üçüncü bir dünya savaşının merkezinde kalmış olurduk.
Karadeniz artık bir "iç deniz" olmaktan çıkıp güçlü devletlerin gözünü diktiği bir "enerji denizi" haline geldiğinden en başta ABD ve Rusya bu denizi boş bırakmak istemeyecek.
Dolayısıyla bu stratejik bölgeye erişim için Montrö’nün "delinme süreci" için başlatılmıştır. ABD, NATO bağlantısıyla boğazlarda yeni bir düzenleme isteyebilir. Montrö Sözleşmesi 1936'da imzalandı, NATO 1949 yılında kuruldu. Ayrıca ABD'nin de Montrö Sözleşmesinin altında imzası yok.
Evet, yine bir tezgah !
1 gün sonra gelen edit: Rusya; Güney Osetya ve Abhazya'yı bağımsız devlet olarak tanıdı. BM ve ABD buna sert tepki gösterdi. Karadeniz'de sular iyiden iyiye ısınıyor..
Sunday, August 17. 2008
Blind Alley
The hottest love has the coldest end. Unfortunately this is the law of the nature.
Friday, August 8. 2008
ATA'yı yeterince takdir etseydik !!

Atatürk' ün izinde olduğumuzu ve onun prensiplerinden ayrılmak istemediğimizi her zaman söylüyoruz.
Temenni ediyoruz ki, söylediklerimizin sahibi olalım. Evet, olanlarımız var, olmak çabasındakileri de takdir ediyoruz.
Bir de "Ata'mızın izindeyiz" deyip, tersine gidenler var. Bu nasıl olacak? Kim kimi doğruya çekecek?
Biz, millet bireyleri olarak ne şuur, ne düşünce, ne davranış içinde olacağız?
Yavrularımıza ilkokuldan beri verilen gerçekçi telkinler, yüreğimizde ne kadar yeşerip filizleniyor? Bunları da gözden geçirip takdir etmek gerek. Şöyle bir bakılmalı.
Atatürk' ün Gençliğe Hitabesi ve koyduğu ana prensiplere gerçekçe bir daha baksak, onun mefküresini bugün tam olarak sahnede görebilir miyiz?
Atatürk' ün vecizelerini, hatıratını tümüyle ne kadar değerlendirmeli, ne kadar anlayıp yararlanmaya çalışmalı ki, "İzindeyiz" sözümüzün gerçekten olumunu ispatlasın.
Thursday, July 31. 2008
Kadın dediğin...
Kadın dediğin güzel olacak arkadaş. Şöyle savurdu mu eteğini, ruhun rüzgarına kayacak. Bacakların, ayakların, bilekten bağlı ayakkabıya tutunan parmakların seyrine doyamayacaksın. Bakımlı olacak kadın dediğin.
Saçları ipek , topukları pembe, boynu ince, salındı mı kuğu gibi zarif olacak ve zarifliğinin ortasında bir hanımefendi barındıracak. Güzel olacak ama kaşı, gözü, bacağı, iki meme ucundan önce, sözü doğru, ruhu aydınlık olacak, güzelliği komple olacak. Korkmayacaksın gecenin bir vakti sol cenapta yüzünü gördüğünde. Yeni bir kabus gibi yaşamayacaksın gerçeği de. Güzel olacak ama, aklını evde tutacak kadar da akıllı.... Seni elinin tersiyle değil, avucunun içiyle kavrayacak...
Bileceksin ki emin ellerdeyim, başkası tutamaz beni böyle. Rahat olacaksın yanında, çok konuşmayacak, beynini didiklemeyecek küçük kurtçuklarla. Sıradan ve kabullenir yaşamanın ne demek olduğunu sindirmiş olacak içine. Asla şatafat düşkünü olmayacak. Doğum günlerinde bir sıcacık öpücüğün yerini, tek taş bir De Beers'ın alamayacağını algılayacak kadar doygun olacak. Hatırlaman yetecek özel günleri, pahalı bir hediyeyle savuşturmadan.
Sadeliğin içinde farkedilir olabilmeyi, gösterişli kıyafetle bir tutmayacak. Duruşu, oturuşu, yürüyüşü abartılı değil, basit hiç değil, sadelikten oluşacak. Kendini süs bebeği gibi ortaya atıp, fingirdeşmeyecek başkalarıyla. Ekonomiden, politikadan, milli maçlardan ve kültürel olaylardan haberi olacak. Bizi kim yönetir, nasıl yönetir, demokrasi, monarşi, oligarşi nedir bilecek, saf hatun numarasıyla cahilliğini güzelliğiyle örtmeye yeltenmeyecek. Gezip, eğlenmesini bildiği kadar, pazar parasını kozmetiğe yatırmaması gerektiğini, domatesin, ekmeğin, soğanın, kıymanın kaç para olduğunu bilecek. Cak cak telefonda konuşup, niye böyle fatura geldi, hayret, tribine girmeyecek. Eşini dostunu kollayacak ama içi vıcık vıcık dedikodu yumağının içinde kaybolmayacak.
Marka düşkünü, moda düşkünü olmayacak kesinlikle...Takip edecek ancak yakışanı seçecek. Sökük, paça boyu, fermuar dikmeyi bilecek, herseferinde terzi aranmayacak pırnık pırnık. Elinden her iş gelecek. Marifetlerini sadece seni elde ederken değil, seni elde tutarken de gösterecek ve tüm bunlar içinden gelecek içinden, göstermelik olmayacak.
Adamın siniri bozmayacak, tepesini attırmayacak, cinleri başına toplamayacak, körolası dilini gerektiğinde yutacak... Çarşı pazar görmesini, sana don kilot almasını, gömlek ayakkabı numaranı bilecek... Ve zevki seni giydirecek kadar yerinde olacak, kendisini giydirmeyi bildiği gibi.
Orada burada dedikodu yapmayacak, laf taşımayacak, ayıkla pirincin taşını durumlarına sokmayacak. Ortalık yerde kahkahalarıyla sebepsiz çınlamayacak. Dekoltenin dozunu kaçırmayacak ama sıkı sıkıya da kendini ambalajlamayacak. Açık saçık olan elbisesi değil, sana olan ilgisi olacak ve bunu gösterebilecek medeniyeti...
Onu bir kediyi sever gibi seveceksin yanıbaşında ve huzurla... Öyle 'çağırdım, gelmedin, geç kaldın, aramadın, sormadın, kiminleydin, hesap ver' yapmayacak. Sana yüreğiyle güvenecek, inançlarıyla sokulacak. Bilmem kimin sözüne aldırmayacak, asla arkadaşlarının arkasından konuşmayacak, hele küfür hiç etmeyecek. Sınırını zorlamayacak , salya sümük ağlamayacak, kıytırık nedenlerden hır gür çıkarmayacak. Sözü dinlenir, anlaşılır olacak. Bir hatayı allayıp pullayıp abartmayacak.
Gömleklerini o ütüleyecek ve o gömleğe hangi pantolon yakışır bilecek. Ama hayatı giyim kuşam üstüne kurulmayacak. Uyum ve uyumsuzluk nedir bilecek. Bir kere, topuklu ayakkabıyla spor ayakkabının ayrımını yapabilecek arkadaş. Dağa çıkarken rugan ayakkabı giymeyecek. 'Of yoruldum, beni ara, beni al, beni bul, bunu isterim' değil, 'sence de uygunsa, yanındayım, ben gelirim, merak etme' olacak lügatında. Tereciye tere satmayacak yani. Hissettiğiyle yaptığı şey arasında uçurum olmayacak. Cesur olacak cesur. Seni seviyorum derken korkmayacak, başka şeylerin arkasına gizlenmeyecek ve arkandan laf söyletmeyecek....
Kadın dediğin iyi sevişecek arkadaş. Koyun gibi yatmayacak, kımıl kımıl olacak yatakta. Aklını başından alacak ama, aklını sadece bununla yormayacak. Delireceksin ama delirmen hastalıktan olmayacak. Uzanıverdi mi yanına boylu boyunca, göğsünde atan kalbinin yerine koyacaksın kendini, ruhunu, herşeyini. Aşksız yatmayacak yatağa ve sen bunu bileceksin. Kadın gibi kadın olacak kadın dediğin, çıtır çerez niyetine yemediğin. Bir gecelik değil, ömürlük olacak ömürlük. Yıllara rehaveti değil huzuru taşıyacak. En seksi leydi olmayı da bilecek, hanım sultan olup sözünü geçirmeyi de. Cıvık konulara takılıp zaman tüketmeyecek, küsmeyecek, süründürmeyecek. Kadın dediğin ayıp nedir bilecek.
Sıkboğaz edip seni yalancı durumuna düşürmeyecek. Seni öyle bir tutacak ki arkadaş, sen bile şaşıracaksın öyle tutulduğuna. İki lafın başı, her tartışmada ayrılalım tehtidi savurmayacak. Sabırlı olacak ve asla gururuna dokunmayacak... Tuzu az, şekeri çok gibi limiti olmayan prosedürsüz yemeklerle işi olmayacak. Şöyle pastırmalı kurufasülyenin yanına tereyağlı pilavı konduracak şüphesiz. Salatasız oturmayacak yemeğe. Temiz olacak herşeyden önce mesela köfteyi mıncıklarken elleri. Yahut pahalı parfümlerin sindiği, süslü püslü boyacı küpü gibi, her öptüğünde bulaşık bir tadın kaldığı bir kadını öpmeyeceksin. Buram buram aşka sarılacaksın arkadaş. Buram buram kadın kokacak kadın dediğin.
Kadın dediğin güzel olacak ama eli yüzü düzgünden çok öte birşey. Zeki olacak zeki, seni bir hamur gibi karmasını da bilecek, o hamura kendini katmasını da... Paranın gücünü bilecek ama ne parasızlığın ezikliğini ne de paranın kudurmuşluğunu yaşayacak. Değerlerini bir anlık hevesler uğruna terketmeyecek. Namussuzluğunu, ahlaksızlığını ancak ve ancak seni baştan çıkarırken kullanacak, yan gözle adam kesmeyecek, üstüne sevgili edinmeyecek.
Sarışın, renkli gözlü, uzun bacaklı, beyaz tenli, ince bilekli dilber filan fasarya... Kadın dediğin hatun olacak arkadaş, sözüne güvenilir, olacak. Bileceksin ki konuşulanlar burada kalır, kapıdan çıkmaz bir daha. Ağzı sıkı olacak kadın dediğin. Sırrını tutacak ama gününü bekleyip kusmayacak...
Para lazımcılardan, kürkçülerden, cep telefonu manyaklarından, dırdırcılardan, unutkanlıklarını senin üzerine atanlardan, kendi yetersizliğini seni suçlayarak rahatlayanlardan, raf süslerinden, tehditkarlardan, kaçaklardan, kıkırdayanlardan, boş bakanlardan olmayacak.
Saflığı, cahilliği, aptallığı oynamayacak, biraz ukala olabilir ancak sana rol yapmayacak. Komplekslerini güzelliğiyle örtmeye çalışmayacak. Bir şeyi çok isterse ve inançları doğrultusunda yapacak. En önemlisi kendini sevecek arkadaş, kendini sevmeyen kadından sana ne hayır gelir. Bir bakarsın ki yıllar sonra bu kadınla ne yatağa sığabiliyorsun, ne toprağa... Koluna takıp gezmesini de bileceksin gururla, koynuna çekip sevişmesini de şehvetle. Analığını da bilecek, çocuklarından saygı görmeyi de, anaya babaya hürmet etmeyi de...
Kadın kadın olacak be, seni sadece sen olduğun için, sensin diye sevecek. Parayla pulla, kariyerle, güçle, kimin ne dediğiyle, sınırlamayacak. Hem sevgilin, hem arkadaşın, hem annen, hem çocuğun olacak, bağrına basacaksın huzurla... Bileceksin ki evde 'O' kadın tarafından beklenmenin zevkini hiçbir zevk yaşatamaz sana...
Saçları ipek , topukları pembe, boynu ince, salındı mı kuğu gibi zarif olacak ve zarifliğinin ortasında bir hanımefendi barındıracak. Güzel olacak ama kaşı, gözü, bacağı, iki meme ucundan önce, sözü doğru, ruhu aydınlık olacak, güzelliği komple olacak. Korkmayacaksın gecenin bir vakti sol cenapta yüzünü gördüğünde. Yeni bir kabus gibi yaşamayacaksın gerçeği de. Güzel olacak ama, aklını evde tutacak kadar da akıllı.... Seni elinin tersiyle değil, avucunun içiyle kavrayacak...
Bileceksin ki emin ellerdeyim, başkası tutamaz beni böyle. Rahat olacaksın yanında, çok konuşmayacak, beynini didiklemeyecek küçük kurtçuklarla. Sıradan ve kabullenir yaşamanın ne demek olduğunu sindirmiş olacak içine. Asla şatafat düşkünü olmayacak. Doğum günlerinde bir sıcacık öpücüğün yerini, tek taş bir De Beers'ın alamayacağını algılayacak kadar doygun olacak. Hatırlaman yetecek özel günleri, pahalı bir hediyeyle savuşturmadan.
Sadeliğin içinde farkedilir olabilmeyi, gösterişli kıyafetle bir tutmayacak. Duruşu, oturuşu, yürüyüşü abartılı değil, basit hiç değil, sadelikten oluşacak. Kendini süs bebeği gibi ortaya atıp, fingirdeşmeyecek başkalarıyla. Ekonomiden, politikadan, milli maçlardan ve kültürel olaylardan haberi olacak. Bizi kim yönetir, nasıl yönetir, demokrasi, monarşi, oligarşi nedir bilecek, saf hatun numarasıyla cahilliğini güzelliğiyle örtmeye yeltenmeyecek. Gezip, eğlenmesini bildiği kadar, pazar parasını kozmetiğe yatırmaması gerektiğini, domatesin, ekmeğin, soğanın, kıymanın kaç para olduğunu bilecek. Cak cak telefonda konuşup, niye böyle fatura geldi, hayret, tribine girmeyecek. Eşini dostunu kollayacak ama içi vıcık vıcık dedikodu yumağının içinde kaybolmayacak.
Marka düşkünü, moda düşkünü olmayacak kesinlikle...Takip edecek ancak yakışanı seçecek. Sökük, paça boyu, fermuar dikmeyi bilecek, herseferinde terzi aranmayacak pırnık pırnık. Elinden her iş gelecek. Marifetlerini sadece seni elde ederken değil, seni elde tutarken de gösterecek ve tüm bunlar içinden gelecek içinden, göstermelik olmayacak.
Adamın siniri bozmayacak, tepesini attırmayacak, cinleri başına toplamayacak, körolası dilini gerektiğinde yutacak... Çarşı pazar görmesini, sana don kilot almasını, gömlek ayakkabı numaranı bilecek... Ve zevki seni giydirecek kadar yerinde olacak, kendisini giydirmeyi bildiği gibi.
Orada burada dedikodu yapmayacak, laf taşımayacak, ayıkla pirincin taşını durumlarına sokmayacak. Ortalık yerde kahkahalarıyla sebepsiz çınlamayacak. Dekoltenin dozunu kaçırmayacak ama sıkı sıkıya da kendini ambalajlamayacak. Açık saçık olan elbisesi değil, sana olan ilgisi olacak ve bunu gösterebilecek medeniyeti...
Onu bir kediyi sever gibi seveceksin yanıbaşında ve huzurla... Öyle 'çağırdım, gelmedin, geç kaldın, aramadın, sormadın, kiminleydin, hesap ver' yapmayacak. Sana yüreğiyle güvenecek, inançlarıyla sokulacak. Bilmem kimin sözüne aldırmayacak, asla arkadaşlarının arkasından konuşmayacak, hele küfür hiç etmeyecek. Sınırını zorlamayacak , salya sümük ağlamayacak, kıytırık nedenlerden hır gür çıkarmayacak. Sözü dinlenir, anlaşılır olacak. Bir hatayı allayıp pullayıp abartmayacak.
Gömleklerini o ütüleyecek ve o gömleğe hangi pantolon yakışır bilecek. Ama hayatı giyim kuşam üstüne kurulmayacak. Uyum ve uyumsuzluk nedir bilecek. Bir kere, topuklu ayakkabıyla spor ayakkabının ayrımını yapabilecek arkadaş. Dağa çıkarken rugan ayakkabı giymeyecek. 'Of yoruldum, beni ara, beni al, beni bul, bunu isterim' değil, 'sence de uygunsa, yanındayım, ben gelirim, merak etme' olacak lügatında. Tereciye tere satmayacak yani. Hissettiğiyle yaptığı şey arasında uçurum olmayacak. Cesur olacak cesur. Seni seviyorum derken korkmayacak, başka şeylerin arkasına gizlenmeyecek ve arkandan laf söyletmeyecek....
Kadın dediğin iyi sevişecek arkadaş. Koyun gibi yatmayacak, kımıl kımıl olacak yatakta. Aklını başından alacak ama, aklını sadece bununla yormayacak. Delireceksin ama delirmen hastalıktan olmayacak. Uzanıverdi mi yanına boylu boyunca, göğsünde atan kalbinin yerine koyacaksın kendini, ruhunu, herşeyini. Aşksız yatmayacak yatağa ve sen bunu bileceksin. Kadın gibi kadın olacak kadın dediğin, çıtır çerez niyetine yemediğin. Bir gecelik değil, ömürlük olacak ömürlük. Yıllara rehaveti değil huzuru taşıyacak. En seksi leydi olmayı da bilecek, hanım sultan olup sözünü geçirmeyi de. Cıvık konulara takılıp zaman tüketmeyecek, küsmeyecek, süründürmeyecek. Kadın dediğin ayıp nedir bilecek.
Sıkboğaz edip seni yalancı durumuna düşürmeyecek. Seni öyle bir tutacak ki arkadaş, sen bile şaşıracaksın öyle tutulduğuna. İki lafın başı, her tartışmada ayrılalım tehtidi savurmayacak. Sabırlı olacak ve asla gururuna dokunmayacak... Tuzu az, şekeri çok gibi limiti olmayan prosedürsüz yemeklerle işi olmayacak. Şöyle pastırmalı kurufasülyenin yanına tereyağlı pilavı konduracak şüphesiz. Salatasız oturmayacak yemeğe. Temiz olacak herşeyden önce mesela köfteyi mıncıklarken elleri. Yahut pahalı parfümlerin sindiği, süslü püslü boyacı küpü gibi, her öptüğünde bulaşık bir tadın kaldığı bir kadını öpmeyeceksin. Buram buram aşka sarılacaksın arkadaş. Buram buram kadın kokacak kadın dediğin.
Kadın dediğin güzel olacak ama eli yüzü düzgünden çok öte birşey. Zeki olacak zeki, seni bir hamur gibi karmasını da bilecek, o hamura kendini katmasını da... Paranın gücünü bilecek ama ne parasızlığın ezikliğini ne de paranın kudurmuşluğunu yaşayacak. Değerlerini bir anlık hevesler uğruna terketmeyecek. Namussuzluğunu, ahlaksızlığını ancak ve ancak seni baştan çıkarırken kullanacak, yan gözle adam kesmeyecek, üstüne sevgili edinmeyecek.
Sarışın, renkli gözlü, uzun bacaklı, beyaz tenli, ince bilekli dilber filan fasarya... Kadın dediğin hatun olacak arkadaş, sözüne güvenilir, olacak. Bileceksin ki konuşulanlar burada kalır, kapıdan çıkmaz bir daha. Ağzı sıkı olacak kadın dediğin. Sırrını tutacak ama gününü bekleyip kusmayacak...
Para lazımcılardan, kürkçülerden, cep telefonu manyaklarından, dırdırcılardan, unutkanlıklarını senin üzerine atanlardan, kendi yetersizliğini seni suçlayarak rahatlayanlardan, raf süslerinden, tehditkarlardan, kaçaklardan, kıkırdayanlardan, boş bakanlardan olmayacak.
Saflığı, cahilliği, aptallığı oynamayacak, biraz ukala olabilir ancak sana rol yapmayacak. Komplekslerini güzelliğiyle örtmeye çalışmayacak. Bir şeyi çok isterse ve inançları doğrultusunda yapacak. En önemlisi kendini sevecek arkadaş, kendini sevmeyen kadından sana ne hayır gelir. Bir bakarsın ki yıllar sonra bu kadınla ne yatağa sığabiliyorsun, ne toprağa... Koluna takıp gezmesini de bileceksin gururla, koynuna çekip sevişmesini de şehvetle. Analığını da bilecek, çocuklarından saygı görmeyi de, anaya babaya hürmet etmeyi de...
Kadın kadın olacak be, seni sadece sen olduğun için, sensin diye sevecek. Parayla pulla, kariyerle, güçle, kimin ne dediğiyle, sınırlamayacak. Hem sevgilin, hem arkadaşın, hem annen, hem çocuğun olacak, bağrına basacaksın huzurla... Bileceksin ki evde 'O' kadın tarafından beklenmenin zevkini hiçbir zevk yaşatamaz sana...
Sunday, May 25. 2008
Nobel alır..
Doğada bulunmayan ve ışığın ters yönde kırılmasını sağlayan "meta malzeme"yi üreterek, cep telefonu, bilgisayar çipleri ve mikroskopların etkinliğinin artırılmasına katkı sağladığı için, Londra’daki Kraliyet Bilim Topluluğu’nda düzenlenen törenle Descartes Ödülü’nü alan tek Türk, saygın Fizik Profesörü Ekmel Özbay’ın danışmanlığında, TÜBİTAK tarafından desteklenen Nanoteknoloji Araştırma Merkezi’nde, Avrupa Birliği Çerçeve Programı kapsamında çalışmalarını sürdüren Bilkent Üniversitesi Elektrik Elektronik Mühendisliği Bölümü doktora öğrencisi Bayram Tütün’ün, organik kimya ve sentetik polimerler kullanarak ürettiği organik lazer teknolojisiyle, yara iyileştirme, böbrek taşı tedavisi, göz ve diş hekimliği teşhislerindeki yüksek çözünürlüklü projeksiyon ve hologram ekranlarına sahip görüntüleme cihazlarını, milyonlarca renk, yüksek kalite ve çok daha ucuza elde edilebilir hale getirip, dünya yeni nesil optoelektronik teknolojisinde çığır açtığı gün... Sağlık Bakanı, "keneye karşı pantolon paçalarını çorabın içine sokun, ishal olanlar da, ellerini sabunlasın" dedi.
Yılmaz Özdil, Hürriyet. 25.05.2008
Yılmaz Özdil, Hürriyet. 25.05.2008
Sunday, March 23. 2008
Sunucuların Güvenlik Testi ve Takibi
Bir süredir çoğunluğu Windows 2003 Server ve bir kısmı da IBM AIX olan sistemler için güvenlik açıklarını test edebilen ve bunları ayrıntılı raporlayabilen uygulamaları araştırıyordum. Piyasada bu amaca hizmet eden ve kullanıcıya birbirinden farklı seçenekler sunan bir çok uygulama mevcut. Bu uygulamalar içinde gerek kullanışlılık gerekse güvenilirlik açısından benim en çok beğendiklerim, Nessus ve LANguard Network Security Scanner oldu.
Nessus, hostname ve IP bazlı tarama yapabilmesinin yanında (zaten bunlar birçoğundaki standart özellikler) belirli bir IP aralığını, belirli bir network ve netmask adresinden de tarama yapabiliyor. Bununla birlikte kendisine ait iyi düzenlenmiş bir default scan policy de mevcut. Ayrıca Microsoft updatelerini de kontrol edebiliyor. Raporlama özelliği de oldukça tatmin edici. Sistemdeki açık portları tespit etmesinin yanında, güvenlik açıklarını üç kategoride gösteriyor ve bu açıkları kapatmak için gerekli çözüm önerilerini de sunuyor. Size sadece sunucunun yedeğini alıp (Windows’ta çalışıyorsanız bu ilk adım zaten:) ) güncellemeleri yükledikten sonra test etmek kalıyor.
LANguard Network Security Scanner da arkadaşıyla benzer özelliklere sahip, fakat biraz daha geride kalıyor bana göre. Vulnerability Scanning, Patching Status, Network & Software Auditing ve Complete Scan gibi tarama seçenekleri mevcut. Fakat düşük seviye risklere Nessus kadar değer vermediği aşikar. Yine de sonuçları oldukça tatmin edici.
Bunların yanında; IBM ISS, Mcafee Foundstone ve Rapid7 Nexpose gibi alternatif uygulamalar da bulunuyor. Tercih sizin..
Nessus, hostname ve IP bazlı tarama yapabilmesinin yanında (zaten bunlar birçoğundaki standart özellikler) belirli bir IP aralığını, belirli bir network ve netmask adresinden de tarama yapabiliyor. Bununla birlikte kendisine ait iyi düzenlenmiş bir default scan policy de mevcut. Ayrıca Microsoft updatelerini de kontrol edebiliyor. Raporlama özelliği de oldukça tatmin edici. Sistemdeki açık portları tespit etmesinin yanında, güvenlik açıklarını üç kategoride gösteriyor ve bu açıkları kapatmak için gerekli çözüm önerilerini de sunuyor. Size sadece sunucunun yedeğini alıp (Windows’ta çalışıyorsanız bu ilk adım zaten:) ) güncellemeleri yükledikten sonra test etmek kalıyor.
LANguard Network Security Scanner da arkadaşıyla benzer özelliklere sahip, fakat biraz daha geride kalıyor bana göre. Vulnerability Scanning, Patching Status, Network & Software Auditing ve Complete Scan gibi tarama seçenekleri mevcut. Fakat düşük seviye risklere Nessus kadar değer vermediği aşikar. Yine de sonuçları oldukça tatmin edici.
Bunların yanında; IBM ISS, Mcafee Foundstone ve Rapid7 Nexpose gibi alternatif uygulamalar da bulunuyor. Tercih sizin..
(Page 1 of 1, totaling 10 entries)
Quicksearch
Categories
Calendar
|
|
November '08 | |||||
| Mon | Tue | Wed | Thu | Fri | Sat | Sun |
| 1 | 2 | |||||
| 3 | 4 | 5 | 6 | 7 | 8 | 9 |
| 10 | 11 | 12 | 13 | 14 | 15 | 16 |
| 17 | 18 | 19 | 20 | 21 | 22 | 23 |
| 24 | 25 | 26 | 27 | 28 | 29 | 30 |
Wednesday, November 19 2008
ah diferansiyel denklemler, ömrümü yedin.
Wednesday, November 19 2008
adamı deli eder bunlar yaa..
Tuesday, November 18 2008
işe geldi, günlük kontroller; ardından sabah kahvesi toplantısı :)
Tuesday, November 18 2008
@ahmetaygun sen Pardus'a kod yazarken onlar acaba Pardus'un adını duymuşlar mıydı?
Monday, November 17 2008
@ahmetaygun doğru, katkıcı; bi geliştirici olamadık zamanında :) kader utansın, yak nargileyi bak keyfine.. işler elbet yürür sensiz de..
ah diferansiyel denklemler, ömrümü yedin.
Wednesday, November 19 2008
adamı deli eder bunlar yaa..
Tuesday, November 18 2008
işe geldi, günlük kontroller; ardından sabah kahvesi toplantısı :)
Tuesday, November 18 2008
@ahmetaygun sen Pardus'a kod yazarken onlar acaba Pardus'un adını duymuşlar mıydı?
Monday, November 17 2008
@ahmetaygun doğru, katkıcı; bi geliştirici olamadık zamanında :) kader utansın, yak nargileyi bak keyfine.. işler elbet yürür sensiz de..
Bookmark
My del.icio.us
- SAP Service Marketplace
- PSOUG Puget Sound Oracle Users Group Links
- The Official Oracle Wiki - Oracle Wiki
- forums.oracle.com
- HP BladeSystem server blades and solutions
- Initialization Parameters
- pSeries and AIX Information Center
- Installing Samba on IBM AIX
- Quizzes - Oracle FAQ
- Network Bandwidth Monitoring | Network Traffic Analysis | NetFlow Analysis | Bandwidth Reporting :: NetFlowAnalyzer
Statistics
Last entry: 2008-10-15 19:17
10 entries written
3 comments have been made
License
Blog Administration
Syndicate This Blog
© Copyright 2006, nerdwg.org design by Luka Cvrk, port for s9y by nerdwg.org


Comments
Sat, 04.10.2008 18:49
Kardeşim, görüşemesek de hep b eraberiz biz. Yollarımız elbet kesişecek. Bayramını tebrik e derim.
Sat, 04.10.2008 12:54
Bayramın kutlu olsun aziz dost um, Yüzünü görmeden gönlünde kalabilmeyi ümit ediyorum.
Fri, 01.08.2008 11:49
bu yeni modellere henüz paramı z yetmez bunlar çok pahalı, bi r yenisi çıktığında bu modelle rin fiyatı düşecektir. O [...]