Strateji ve Taktik
Uzun süredir, iş hayatımdan arta kalan zamanlarda inceleme imkanı bulduğum strateji ve taktik kavramları ve etkileri artık bir hobi olmaktan çıkıp, ciddi olarak vakit ayırdığım ve araştırma yaptığım bir uğraş haline geldi. Bu yüzden, blogumda artık bu konulara da yer vermek istiyorum.
Strateji ve taktik, farklı kişilerce farklı şekillerde tarif ediliyor. Ben, en uygun ve anlaşılır şekilde bahsetmeye çalışacağım.
Strateji kavramı yüzyıllardır, bugünkü kadar olmasa bile kullanılıyor. Uzun bir süre bu kavram askeri ve/veya politik anlamda kullanılan bir terimdi. Stratejinin bu alanlar ile birlikte; ekonomi, yönetim ve iş dünyasında da yer bulması ancak 20.yüzyılın ortalarından sonra olabilmiştir. Fakat önemli devlet adamları ve komutanlar, (Napoléon Bonaparte, Büyük İskender, Cengiz Han vb.) stratejiye bir anlam kazandırararak her şeyden önce bir “düşünme yöntemi” olduğunu göstermişlerdir.
Geçmişte, bir savaş durumunda sonuca ulaşabilmek amacıyla askeri kuvvetlerin sevk ve idaresini kullanma sanatı olarak tanımlanabilecek stratejinin iş hayatına girmesiyle birlikte bilinen bu tanımından daha geniş bir anlama oturtulması gerekliliği ortaya çıkmıştır.
Politik anlamda strateji; bir ulusun, hedeflerine ulaşabilmek için ekonomik, askeri, siyasi ve motivasyon güçlerinin birbiriyle uyumlu olarak kullanılma sanatı olarak tanımlanabilir. Stratejik öngörüler sayesinde devletler; gelebilecek tehlikelerin şiddet ve yönünü, olası tahribatını zamanında görebilme ve önlem alma olanağına sahip olabilirler. Buna karşın strateji günümüzde en çok yanlış anlaşılan kavramdır. Strateji özü itibariyle ekonomik politikalar, rakamlar veya hedefler ile ilgili değil; bugün bulunduğunuz yer ile yarın bulunmak istediğiniz yer arasında sağlam ve kalıcı bir köprü oluşturabilen somut olguların bütünüdür.
Bulunduğumuz çağda her ortamda uygulanabilecek evrensel bir strateji bulunduğuna inanmıyorum. Zaten, herkes tarafından aynı temel prensiplere bağlı kalınarak uygulanabilir olmak, stratejinin özüne aykırıdır. Stratejik düşünme, rakibe üstün gelme amacıyla yapılırken, aynı şeyin size karşı da uygulanabileceğini göz ardı etmemeyi gerektirir.
Taktik de stratejinin bulunduğu hemen her ortamda gündeme gelen bir kavramdır, hatta çoğu kez strateji ile benzer anlamlarda kullanılabilmektedir. Fakat taktik ile strateji birbirini destekleyen kavramlar olmasına rağmen, tamamen farklıdırlar. Taktik, bir fikirdir. Başarıya ulaşabilmesi için olmazsa olmaz gerekliliği ise bana göre rekabetçi olmasıdır. Bu koşul da taktiğin tek başına yeterli olmasını sağlamaz. Süreci başarıyla tamamlayabilmek için taktiğin stratejiye dönüştürülmesi gerekir. Bu noktada stratejinin bir hedef olmadığını, yalnızca hedefe ulaşabilmek için alınması gereken yola odaklanmış bir düşünce sistemi olduğunu bilmek gerekir.
Taktik zamandan bağımsız bir kavramdır, buna karşın strateji belirli bir dönem ile sınırlandırılmalıdır. Örneğin, indirimli satışlar çoğu mağazanın kullandığı bir pazarlama taktiğidir. Fakat, sürekli indirimli satışları olan mağazanın yaptığı ise bir stratejidir. Taktik, rekabette üstünlüğü oluşturur; strateji ise bu üstünlüğü korumayı amaçlar.
Genel olarak stratejinin amacı ise, taktiği daha etkin kılabilmek amacıyla tüm kaynakların en verimli ve uyumlu şekilde seferber edilmesi olarak belirtilebilir.
Bahsettiğim birbirine yakın bu iki kavramı dikkatle incelenirse; stratejinin yönetme sanatı ve yönetim bilimi, taktiğin ise düzenleme, sevk ve idare ile ilgili olduğu görülecektir.
Temel olarak her iki kavramı da anlatmaya çalıştım. Bundan sonraki süreçte sıklıkla bu iki kavram ve etkileri üzerine elimden geldiğince yazacağım.
Recent Comments