Obama’nın Ardından
Türkiye büyük bir heyecanla beklediği ABD’nin 44.başkanı Barack H. Obama’yı uğurladı. Obama’nın görevinin başında ilk Türkiye’yi ziyaret etmesi de, Türkiye’ye verdiği önemin ve 2003′ten bu yana adeta duraklama dönemine giren Türkiye – ABD ilişkilerinde yeni bir dönemin habercisiydi.
TBMM’deki konuşmasında ise, Türkiye’deki sorunları gayet iyi analiz ettiğini ve bu sorunlara taraflarca getirileck ortak çözüm yollarını desteklediği mesajını verdi. Sorunun muhatapları açısından barışçıl ve uzlaşmacı bir konuşma yapsa da Obama’nın öncelikli düşüncesi doğal olarak Türkiye’nin uğraştığı sorunlara çözüm bulabilmek değil, Türkiye ile sürdürülebilir bir stratejik ortaklık ilişkisi içerisine girmektir. Bununla birlikte Obama, geçmişte ABD yönetimlerinin Türkiye’ye karşı yaptığı hataların da tekrarlanmayacağı imajını çizmiştir.
Bir çok kişi, Obama’nın konuşmasından sonra, “herkesin ağzına bir parmak bal çaldı” yorumlarını yapsa da ben bu düşünceye katılmıyorum. Konuşmanın satır başlarından inceleyecek olursak, “ABD, İslam’la savaş halinde değildir ve asla olmayacak” cümlesi Türkiye’de dillendirilen din merkezli kutuplaşmaya bir mesaj değil midir? Ya da “Türkiye, Doğu ile Batı’nın bölündüğü değil birleştiği yerdir” sözüne yaptığı önemli vurgu da AB yolundaki Türkiye için yine önemli bir mesaj niteliği taşımıyor mu? Aslında verilen mesajlar oldukça netti:
- Atatürk’ün mirası olan güçlü, canlı ve laik bir demokrasi
- Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliği’ne olan destek
- Terör ve şiddetin tamamen gündemden çıkarılması
- Din eksenli kutuplaşmanın önüne geçilmesi
Bu mesajlardan yola çıkarak artık rahatlıkla söyleyebiliriz ki, her ne kadar Bush döneminin başında çok iyi gitmesine rağmen, 2003′ten sonra bozulan ABD – Türkiye ilişkileri, Obama ile birlikte yeni bir döneme giriyor. Özellikle Afganistan ve Irak’ta ABD sonrası yapılanmada bizzat Türkiye’nin çok önemli roller üstleneceği de aşikar. Türkiye de bundan sonra Irak ve Afganistan politikalarını tekrardan gözden geçirerek yeni yapılanmaya uygun ve Win-Win esasında dayanan stratejiler geliştirmek zorundadır ki biz de geçmişte yaptığımız hatalara düşmeyelim ve bir fırsatı daha kaçırmayalım.
Recent Comments